|
Tweet | Tarih: 29-11-2016 09:04 |
Yaın zamanda siyasete gireceğien kesin gözüyle bakılan TÜRSAB Başkanı Başaran Ulusoy, siyasetin önünü açacak olan sektörlerin başında turizm sektörünün geldiğini belirterek, "Yurtdışı seyahatlerimizde OHAL'i ve Türkiye'nin güvenli bir ülke olduğunu anlatmaya çalışıyoruz. Yurtdışında Türkiye ile ilgili bir algı var, bunu yıkmaya çalışıyoruz. Bu olumsuz algıyı yıkacak olan sektörlerin başında turizm sektörü geliyor" yorumunu yaptı...
Turizm sektörü olarak bir türbülanstan geçtiklerini ve bu türbülanstan yara bere almadan çıkmak için çalıştıklarını belirten Ulusoy, son dönemde döviz kurlarında yaşanan yükselişin de kendilerini olumsuz etkilediğini söyledi. Ulusoy, "Döviz kurlarındaki artışı belki bazı sektörler için faydalı da olabilir ama bizim maliyetlerimizi arttırıyor. Bu artışlar turlara çıkan otobüslerin almış olduğu yakıta hemen yansıyor. Fiyatlarımızı zaten çekebildiğimiz kadar aşağı çekmişiz. Hizmet kalitesinde de ödün vermek istemiyoruz. Eğer hizmet kalitesini bozarsak bir daha toparlamamız mümkün olmaz" dedi. TÜRSAB Başkanı Ulusoy, söz konusu programda kendisine yöneltilen soruları şöyle yanıtladı:
Zor bir sene geçirdik. 2017'yi kurtarmak için atak başlattınız. Turizm Bakanlığı da erkenden çalışmalara başladı. 2017 sezonunda turizmi rahatlatabilecek miyiz?
Belçika ve Fransa'daki terör hadiselerinden sonra Avrupa ülkelerinin kendi aralarındaki turizm hareketleri de geriledi. Hangi ülke olursa olsun gitmemeye çalışılıyor. Amerika zaten büyük bir ülke ve kendi içinde gezmeye başlamış. Uzakdoğu ülkelerinden gelen turist sayısında biraz azalma var. Keza Fransa'dan gelişlerde de azalmalar var ki en fazla kan kaybettiğimiz pazar Fransa, İtayla ve İspanya. Avrupa Birliği'ndeki referandum ve seçimler, Almanya'da yapılacak olan seçimler vs... Bir mangal ve üstünde kül var. Üflediğinizde altından ateş çıkıyor! Dolayısıyla Türkiye'nin de bundan etkilenmemesi mümkün değil. 2016'yı pek parlak kapatmadık. Rus uçağının düşürülmesi, sonrasında terör hadiseleri, patlamalar, Atatürk Havalimanı'na saldırı... Buna rağmen Türkiye'nin en iyi ürün olduğu, hizmet kalitesinin mükemmel olduğu herkes tarafından kabul görmüştür. Kültür ve Turizm Bakanı Sayın Nabi Avcı ile birlikte İspanya, Hollanda, Almanya ve Rusya seyahatleri yaptık. Bu seyahatlerimizde OHAL'in ne olduğunu, Türkiye'nin güvenli bir ülke olduğunu anlatmaya çalıştık. Yurtdışında Türkiye ile ilgili bir algı var, bunu yıkmaya çalışıyoruz. Bu olumsuz algıyı yıkacak olan sektörlerin başında turizm sektörü geliyor. Biz 1 milyon turist sayısından 40 milyona çıkmışız. Turist sayısı bakımından dünyada 6.sırada yer almışız. Turizm gelirleri bakımından 12.sıraya gerilemişiz. 2016'da da hükümetten, özellikle charterlardaki uçak başına almış olduğumuz teşvikler bizi rahatlatmıştır. Avrupalı turistin gelebileceği en iyi yer Türkiye'dir. Ürün bakımından biz ne kadar kaybediyorsak Almanya da, Fransa da o kadar kaybediyor. Türkiye artık yalnızca bekleyen değil, gönderen de bir ülke konumunda. 2000 yılında Türkiye'de seyahate çıkan vatandaş sayımız 568 bin kişiydi. 2015 yılında bu rakam 16.5 milyona yükseldi. Bunun 9.5 milyonu yurtdışına çıkmış. Dolayısıyla Türkiye artık turist gönderen de bir ülke. Hırvatistan'da, Viyana'da, Roma'da, Paris'te Türkçe'yi rahatlıkla duyabiliyorsunuz. Onlar için de iş yapma bakımından Türkiye cazip bir pazar ve o cazibeyi de kaybetmek istemiyorlar. Alman tur operatörlerinin en iyi müşterisi Türkiye'dir. Burada ortaklıkları, otelleri ve işletmeleri var. Tabii bu arada Türkiye'nin mülteci sorunundaki iyi niyetli çalışmalarına ve bu konuda göstermiş olduğu hassasiyete Avrupa maalesef duyarsız kaldı. Bunların da çözülmesi lazım. Biz siyasetin dışındayız ama siyaset bizi etkiliyor.
Kültür ve Turizm Bakanı Nabi Avcı ile Avrupa'daki bazı tur operatörlerini görüştürdünüz. Belli ki Avrupa'da bazı kesimlerin Türkiye ile ilgili çekinceleri var. Bunlar kırılabilecek mi?
Kültür ve Turizm Bakanımız Sayın Nabi Avcı, Dışişleri Bakanımız Sayın Mevlüt Çavuşoğlu, Almanya Seyahat Acentaları Birliği (DRV) Yönetim Kurulu ve TÜRSAB Yönetim Kurulu'nun katılımıyla basına açık bir toplantı yaptık. Yine yurtdışında önemli tur operatörlerinin katıldığı bir başka önemli bir toplantımız daha oldu. Bu toplantılarda Türkiye'de neler olup bittiğini anlattık. Geçtiğimiz günlerde de DRV Başkanı Norbert Fiebig ve Alman seyahat devlerinin üst düzey yöneticilerini İstanbul'da ağırladık. Toplantı esnasında Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu beni aradı. Ben de telefonu DRV Başkanı Norbert Fiebig'e verdim. O da tabii şaşırdı. Dışişleri Bakanımız Çavuşoğlu, DRV Başkanı Fiebig'e Türkiye'de her şeyin normal gittiğini, Avrupa Birliği'nin içinde olduğumuzu, bunların geçici olduğunu bizzat anlattı. Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, meslek olarak da zaten turizmci olduğu için DRV Başkanı'na her şeyi açık açık anlatı. Güzel bir konuşma oldu. Siyasetin önünü açacak olan sektörlerin başında biz geliyoruz. Ben bu akşam Tunus'a gideceğim ve oradaki turizm tanıtım çalışmalarına katılacağım. Sayın Başbakan Yardımcısı da gelecek. Dolasıyla Türkiye kendini yeni baştan anlatmaya çalışıyor. Güvenli bir ülke olduğunu anlatmaya çalışıyor. Tabii bu arada Türkiye bunları da hak etmiyor. Bulgaristan'ı Avrupa Birliği'ne alıyorsanız... Ben 1960'lı yıllarda ilkokuldaydım... Ankara Anlaşması sonrasında Avrupa Birliği'ne girecektik... Halen daha yürüyor, bir adım ileri üç adım geri geliyoruz. Türkiye bunu da hak etmiyor. Bir gün gelecek belki biz AB vatandaşlarına vize koyacağız. Bulgaristan ve Romanya'nın alınması tabii ki güzel, alınsın... Ama Türkiye bunu hak etmiyor. Buna rağmen biz mücadelemize devam ediyoruz. Biz yalnızca yurtdışından gelenlere değil, kendi içimizde de kendi vatandaşlarımıza erken rezervasyonla tatil yapma imkanını sağladık. 100 bin kişiyle başladık 8. senemizde bu rakam 5 binlere çıktı.
Biz Türkler hep son dakikacıydık... Şimdi bu anlayış kırılıyor mu?
Erken kalkarsanız çok yol alırsınız, erken öderseniz az ödersiniz. Tabii ki bayrama bir gün kala eğer uçakta ya da trende yer isterseniz, bulmanız mümkün değil. Planlı programlı geçişlere artık başlandı. Bizim hedefimiz 2023 vizyonunda 15 milyon erken rezervasyonla, ülkenin değerleriyle insanlarımızı buluşturmak ve onları yaşatmak. Bugün uluslararası seyahat etme özgürlüğünü ortadan kaldıran terör; yalnız bizim değil, bütün ülkelerin belası. Ama bir Suriye'de veya Irak'ta savaş olduğunda, o ülklerin kültür varlıkları da mahvoluyor, dünya mirası mahvoluyor.
Sektöre ÖTV indirimi konusu gündemde mi? Otelcilerden veya sizlerden böyle bir talep var mı?
Biz KDV'nin yüzde 18'den yüzde 8'e düşmesini istiyoruz. Bir de şu var: Siz Sarıkamış'taki kayak merkezini 2-3 ay çalıştırıyorsunuz, oradaki işçi 9 ay boşta kalıyor. Ne oluyor? İşçiyi işten çıkartıyorsunuz. Onu yetiştirirken zaten biz bir zorluk çekmiş, emek vermiş ve sermaye harcamışız. Sosyal güvenlik kurumlarına ödenen primlerin dönemsel olarak alınmaması lazım. Yani siz Antalya'daki gibi Gaziantep'te 8-9 ay sezon yaşamıyorsunuz. 3-4 ay çalıştırdıktan sonra mecburen işten çıkartıyorsunuz. Bunu anlatmakta zaman zaman zorluk çekiyoruz. Turizm sektörü olarak bugün 1 milyona yakın kişiyi istihdam ediyoruz. İhracatın yüzde 21'ini biz karşılıyor, bütçe açığının yüzde 49'unu biz kapatıyoruz. Dolayısıyla bugünkü kur farklarında eğer bizim işimiz iyi gitmiş olsaydı, sıcak paranın gelmesiyle bu cari açık rakamlarını biraz aşağıya çekecekti.
Rusya pazarında bir hareketlilik var mı?
Tabii Rusya pazarı ancak eylül-ekim aylarında devreye girdiği için kısa bir zaman diliminde gelişlerde bir artış oldu. Ama bizim 2017'de; 2015'teki 4 milyon Rus turist rakamını yakalamamız lazım. Çünkü Rusların en rahat gelebileceği ülke Türkiye'dir. Tatillerini bizde rahat yapıyorlar, ailelerini bırakma imkanları var, ev alıyorlar, tatil yapma imkanlarını uzun zamana yayma şansları oluyor... Dolayısyla Rusya bizim için önemli bir pazar ama Türkiye de Rusya için önemli bir destinasyon. Bunu onların da iyi kullanacağını düşünüyorum. Sayın Putin ile Sayın Cumhurbaşkanı'mızın sıcak ilişkisi buna da teshir etmiştir. Biz bir hayal ürünü satıyoruz, rüyayı gösteriyoruz! Bunu da satarken olumsuz tarafları ortaya koyduğumuz zaman yine kaybeden biz oluyoruz. Karşı taraf fiyatları biraz daha aşağıya çekmemizi istiyor. Biz de çekmemeye çalışıyoruz. Türkiye'nin geleceği turizmdedir. Bugün Türk Hava Yolları (THY) başarılı bir şekilde uçuşlarını devam ettiriyor ve dıştan dışa taşıdığı yolcu sayısı 14 milyona ulaştı. Özel havayolu şirketlerinin 200, THY'nin 300 uçağı var. 51 tane havalimanınız, 1 milyon 600 bin yatak kapasiteniz, 9 bin 500 seyahat acentanız var. Ve döviz getirmeye çalışan sektörlerin başında da biz geliyoruz. 2017 yılı için de umutluyuz. Turizm sektörü olarak biz Türkiye'nin moral gücüyüz. Moral vermek mecburiyetindeyiz. Dolayısıyla umutluyuz.
TURİZMAGAZİN DERGİSİ