İLKNUR ŞENCANKAYA MÜZİK DÜNYASINI SARSACAK
Tarih: 25-03-2016 21:14:48
Türk Müzik Dünyası, Sanatçı İlknur Şencankaya'nın yepyeni tarz, klip ve eserlerini karşılamaya hazırlanıyor...
|
|
|
|
Tarih: 25-03-2016 21:14
|

Türk Müzik Dünyası, Sanatçı İlknur Şencankaya'nın yepyeni tarz, klip ve eserlerini karşılamaya hazırlanıyor...

Yıllardır Türk Sanat Müziği ve Fanntazi türünde birbirinedn renkli örneklerle sanatseverleri büyüleyen İlknur Şencankaya, bu kez aynı tarzların yanı sıra, sound-treckleri ünlü yönetmen ve aranjör Gaffur Gayır Karpuzlar tarafından hazırlanan yepyeni eserlerle sanat dünyasında bomba gbi bir çıkış yapmayı hedeflior.

Buğulu ve mezo-soprano ses tonu ile, Türk Sanat Müziği ve Fantazi dallarındaki eserleri başarıyla seslendiren İlknur Şencankaya'nın, bu kez eski tonlamasına ek olarak 'Caz-Turkuaz' bir yeni ses tarzı ile de sanat dünyasına yepyeni bir ses türü kazandıracağı vurgulanıyor...

İlknur Şencankaya, aslen Makedoya Üsküp kökenli göçmen bir ailenin çocuğu olarak, 1 Eylül 1974 tarihinde İstanul'da dünyaya geldi. Üsküdar Muski Cemyeti'nde, Emin Ongan'ın talebesi olarak uzun süre eğitim alan İlknur Şencankaya, Pekcan Türkeş, Levent Kırca ve Abdullah Şahin'iun Nokta Tiyaitrosu'nda, tiyatro çalışmalrında da bulundu.

Alanya Müzik Festivali, İstanbsul Türk Sanat Müziği Festivali, Ankara Türk Sanat Müziği Festivali, Antalya Türk Sanat Müziği Festivali, İzmir Sanat Festivali, Konya Anadolu Türk Sanat Müziği Festivali, Edirne Balkan Sanatçıları Sanat Festivali ve Uluslararası Yöresel Eserler Sanat Festivail gbi ulusal ve uluslararası festival ve etkiniklerde de adını duyuran İlknur Şencankaya; birçok ülü isimle de düet ya da voklist çalışmalara imza attı.

İlknur Şencankaya, BALKAN HABER AJANSI'na özel yaptığı açıklamalrada, Klasik Türk Müziği ile ilgli bazı bilgilere yer verdi.
Klasik Türk Müziği'nin, tarihsel açıdan altı döneme ayrılacağını hatırlatan İlknur Şencankaya, bunların; oluşum dönemi, dönüşüm dönemi, klasik dönem, son klasik dönem, romantik dönem ve çağdaş dönem olarak adlandırılacağının altını çizdi.
Makamsal, ditimsel ve içerik açısından, dünyada cazla birilkte en renkli büzik türünün Klasik Türk Müziği ya da Türk Sanat Müziği olduğunu da vurgulayan İlknur Şencankaya, şunları söyledi:

'Esasen bu bir sanatsal varyasyon ve sonsuzulk müziğidir. 10'uncu yüzyılda yaşamış olan Farabi’den Timurlenk’in öldüğü 1405’e kadar geçen süre, Türk müziğinin nazari yönleriyle açıklandığı ve yazıya aktarılmaya başlandığı oluşum dönemini kapsamaktadır. Bu dönemin sonlarına doğru, çok meşhur bir üstat olan Abdülkadir Meragi, bir sonraki evrenin tohumlarını atmış, Türk müziğine yeni bir yön vermiştir. Bunu izleyen asırlarda, 16'ncı asrın abaşından Yavuz Sultan Selim’in tahta çıktığı 1512’ye kadar uzanan dönemde, anlatılageldiği şekilde, Türk müziğinin ses perdeleri ve makamları üzerinde birtakım nazari değişiklikler yapılmıştır. Bu dönem, Diyar-ı Rum'un ve Balkanlar’ın üzerinde Mevlevihanelerin yapıldığı, İstanbul’un fethedildiği, Bizans İmparatorluğu kalıntıları arasına Enderun saray okulunun kurulduğu, kökleştiği ve Orta Asya'dan Ali Şir Nevai, Hüseyin Baykara, Ali Kuşçu, Şadi gibi ilim adamlarının İstanbul'a cezbedildiği bir dönüşüm dönemi, keza bir nevi Rönesans olarak görülmektedir. Klasik Türk müziği; Orta Asya, Selçuklu ve özellikle Osmanlı uygarlığının bir ürünü olarak, pek çok milletin müziklerini etkilemiş, onların müziğini de kendi potasında eritmiştir. Bunun bir sonucu olarak, klasik musıkî, gerek makam sayısı ve anlayışı, gerekse formlar ve usuller bakımından zengin bir müzik türü olmuştur. Bunun ardından, 15'inci yüzyılın başından IV. Murat’ın öldüğü 1640’a dek, doğuya düzenlenen seferler sayesinde, Osmanlı sarayında, Ortadoğu’dan getirilen müzik ve sanat adamlarının faaliyet gösterdiği bir dönem yaşanmıştır. Itri’den (1640-1712) 1730'a kadarki zaman diliminde, Avrupai Barok ve Rokoko etkilerin Osmanlı sarayına nüfuz ederek, zamanının doğu kültürüyle apayrı bir sentez oluşturduğu klasik dönem süregelmiştir. 1730’dan İsmail Dede Efendi’nin 1846’daki ölümüne dek uzanan dönem ise son klasik dönem olarak adlandırılmaktadır. Tanzimat Fermanı'nın ilan edildiği yıllardan (1839) 2'nci Dünya Savaşı'nın sona erdiği 1945’e kadar süren akım da romantik dönem olarak anılmaktadır. Türk Sanat Müziği ile Klasik Türk Müziği birbirine yakın kavramlar olmakla birlikte; "Klasik Türk müziği", tarihî anlayış ve geleneği temsil ederken, Batı müzik terminolojisinden ödünç alınmış "sanat müziği" kavramı ise daha çok bu musıkînin Cumhuriyet döneminde aldığı modern bir biçimi ifade eder. 20'nci yüzyılın ortalarından bugüne kadar gelen dönem çağdaş dönemdir. Bu dönemin en önemli temsilcilerinden biri Münir Nurettin Selçuk'tur. Bu dönemde kâr, beste, ağır ve yürük semâi gibi formlar arka planda kalırken, modern müzik anlayışına uygun kısa süreli, kısa güfteli ve hareketli şarkı ve fantezi formları Türk Sanat Müziği'ne hakim duruma gelmiştir. Bu anlayışın Batı müziğini model alması sonucunda, koro ve konser gibi uygulamalar yaygınlık kazanmış; keman, piyano, klarnet gibi Batılı sazlar da saz heyetlerine girmiştir. Bu modern anlayışı destekleyen unsurlardan birisi de, klasik musıkîde en önemli aktarım ve anlayış aracı olan meşk geleneğinin sekteye uğramasıdır. Klasik sanatların hepsinde geçerli olan ve talebenin bir üstadın "elinden geçerek" musıkîyi öğrenmesi süreci büyük ölçüde sona ermiş, yerine modern anlayışla, nota üzerinden eser öğretilen koro ve dernekler geçmiştir. Tasavvufî felsefeye, dolayısıyla aşkınlığa ve tefekküre dayanan klasik musıkî anlayışı yerine eğlence odaklı bir müzik anlayışı yerleşmiştir. Buna rağmen klasik musıkî geleneğini sürdüren ve yeni eserler verenler yok değildir. Hacı Arif Bey ile başladığı ileri sürülen modernleşme döneminde klasik üslubu ve anlayışı devam ettiren Fehmi Tokay, Zeki Arif Ergin ve Ahmet Avni Konuk gibi bestekârlar da yer almıştır. Günümüzde de bu anlayışa bağlı genç bestekârlar eserler vermektedir. Türk sanat müziği kamu radyo ve televizyonları kadar gazino gibi eğlence mekanlarının da temel tercihini oluşturmuş, bu nedenle kitlelere ticari açıdan da ulaşabilmiştir. Bu evrenin önemli bestecileri arasında Sadettin Kaynak, Bimen Şen, Refik Fersan, Yesari Asım Arsoy ve Avni Anıl sayılabilir. Türk sanat müziğinin bu bestecilerden başka "piyasa müziği" olarak anılan[kaynak belirtilmeli] daha popüler bazı önemli bestecileri de vardır...'
Bu haber 1407 defa okunmuştur.
Etiketler :
İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÜLTÜR-SANAT Haberleri