Türkiye'nin elk ve tek tesclli internet ekonomi dergsi olan, Gündem Ekonomi İnternet Ekonomi Dergisi'ninyeni köşe yazarı Estetik Diş Hekimi ve Seyyah Şebnem Kocaoğlu, ilk köşe yazısı ile bugün okurlarıyla buluşmaya başladı.
Türkiye'nin elk ve tek tesclli internet ekonomi dergsi olan, Gündem Ekonomi İnternet Ekonomi Dergisi'ninyeni köşe yazarı Estetik Diş Hekimi ve Seyyah Şebnem Kocaoğlu, ilk köşe yazısı ile bugün okurlarıyla buluşmaya başladı.
Türkiye'nin yanı sıra, dünyanın birçok ülkesinde, gerek mesleki, gerkse kültürel manada birçok kongre ve konferanslara katılan Şebnem Kocaoğlu, sitemizde daha çok 'Kültür-Sanat', 'Seyahat' ve 'Sosyo-Kültürel' içerikli yazılarıyla yer alacak.
Şebnem Kocaoğlu ilk yazısında, doğup büyüdüğü ve eğitim aldığı kent olan, Türkiye'nin güzide kenti İzmir'i konu edindi...
İşte Şebnem Kocaoğlu'nun ilk yazısı:
GÜZEL İZMİR
Büyük İskender Doğu'ya sefer yapmaya karar verirken, hocası Aristo Symrna'ya uğramadan gitme, yoksa eksik kalırsın demiş. Aristo'ta kulak verip, yıllarca farklı kültürlere ev sahipliği yapmış Ege'nin incisi İzmir'e romantik bir yolculuk yapmaya ne dersiniz? Doğduğum ve büyüdüğüm şehir olan güzel İzmiri'me...
O zamanın Pagos tepesi yani şimdiki Kadifekale'nin eteklerinde kurulan şehir, İzmir Limanı'na da ev sahipliği yapmakta...
İzmir Körfezi'nin iç kısmında yer alan şehrin cazibesine kapılmamak elde değil. Kadifekale'den güneşin doğuşunu ve batışını izlemek, yüzyıllardır hiç değişmeyen ve şairlere ilham veren bir ritüel. İzmir ve deniz birbirinden ayrılmaz bir ikili sanki. Deniz Ege'dir çünkü deniz özgürlüktür, farklıdır deniz insanı olmak. Kah" Gözleri İzmir mavisi İzmir güzeli kadın" olur deniz Latif Öz'ün dizelerinde; kah " İzmir kızları deniz deniz kokar" Bayram Eser'in dizelerinde...
Yaza damgasını vuran günbatımı, deniz ve balkonlardan yayılan balık kokusu, serin bir yaz meltemi, İzmir'in meşhur imbatıyla Kordon'da balık lokantalarında günbatımıyla birlikte yenilen balık...Kalamar, balık ve Ege'nin çeşit çeşit otlardan yapılan mezeleri bir çilingir sofrasında keyfe bürünür deniz kokusuyla birlikte.
Başka hiçbir şeye benzemez İzmir, Cuma akşamı paydos eder İzmirliler bu keyif için; Foça, Çeşme, Urla'ya kaçanlar; kaçarlar...Bu anı bozabilecek tek şey ise iş değildir; ancak bir düğün ya da nişan yemeğidir onları İzmir'e bağlayan, keyfimize çok düşkünüzdür biz İzmirliler.
Yerleşim tarihi İ.Ö. 3000 yılına dek uzanan bu kent binlerce yıllık bir tarihi, uygarlığı ve kültürü kucaklamıştır. Eski İzmir bugünkü Bayraklı'da Kral Tantalos tarafından kurulmuştu. Yazılı kaynaklar kentin kuruluş tarihini M.Ö. 1102 olarak göstermekte. Spil dağının eteklerinde bir zamanlar Akropolis, Kral Tantolos'un mezarı ve kale tüm heybetiyle ayaktaydı. Aristo'ya göre bir deprem kenti yerle bir etti. Efsanelerden birine göre, Zeus'un oğlu olarak adlandırılan ve çok zengin bir karl olan Tantalos ilahların masasından içki çalmıştı. Bunun üzerine oğlu Pelops'un vücudunu ilahlara ziyafet olarak sunmuş, ilahi sırları açıklama ve ilahların gözünden düşmesi sonucu kent depremle yıkılarak cezalandırılmıştır. Homeros Odysseia'da işkenceler çekerken gördüğünü söylediği Tantalos'u şöyle anlatmıştı:
" Duruyordu bir gölün içinde, ayakta,
Yüksele yüksele çıkıyordu su, çenesine kadar."
İzmir'in tarihine baktığımızda beş bin yıllık geçmişiyle kentlisinin yaşamayı sanat edinmiş olduğunu görürüz. Tiyatroları, operalarıyla, kafe ve ve biraevleriyle, müzikholleri ve kabareleriyle Batı'nın ünlü sanat kentlerinin gerisinde kalmadığını görürsünüz 19. yüzyılın İzmir'inin. Sanıldığının aksine tiyatro etkinliği İzmir'de İstanbul'dan önce başlamıştır. İzmir kentinin 19. yüzyıldaki tiyatro yaşamı açısından canlılığı azınlık ticaret burjuvazisin ürünü. İzmir'in sinema sanatı ile tanışması da İstanbul'dan bir yıl önce olmuştu.
Agorası, 1900'lü yıllarda Türk oyunlarının oynandığı Splendid Tiyatrosu, Elhamra Sineması, Basmane ve Alsancak Tren istasyonları önceleri Halk Evi olarak kullanılan bugünkü Devlet Tiyatrosu İzmir'in simgeler arasında yer alır. Konak'taki Saat Kulesi ve palmiyeler... İzmir'in arka arkaya geçirdiği depremler, yangınlar olmasaydı eğer, günümüze kadar gelebilen daha pek çok simgesi olacaktı.
"İzmir, tatlı sevgili şehrim
Bir gün şayet senden uzakta ölürsem
Beni sana getirsinler..."
İzmir'in ünlü asansörüne bu dizelerin sahibi Dairo Moreno'nun adı verilen sokaktan geçilerek girilir. Nesim Levi'nin Karataş'ta yaptırdığı tarihi asansör sizi denizi gören çok şık bir restorana çıkarır. Farklı kültürlere yıllarca ev sahipliği yapmış olan İzmir Levanten, Musevi ve Müslüman Türklerin iç içe ve huzur içinde yaşadığı kozmopolit bir şehir. Mübadele öncesi kardeşçe yaşadığımız Rumların etkisi, İzmir'in gözbebeği Alsancak'ta yer alan Barlar Sokağı'nın mimarisinde görülür.
Cumhuriyetin kuruluşunda ulusal bir sınıf yaratmak isteyen Mustafa Kemal ATATÜRK İktisat Kongesi için İzmir'i seçmişti. Anıları içinde Atatürk'ü saygıyla taşıyan İzmir'in Kordon boyundan söz etmemek olur mu? Kordon'da bulunan Atatürk Müzesi'ni her İzmirli gururla en az bir kez gezmiştir. İzmir Atamıza bir de Latife adında bir gelin vermiştir.
İzmir'in Pera'sı olan Kordon nice aşklara şahit olmuştur. Pasaport kahvesinden görünen günbatımı ve içilen bir bardak tavşan kanı çay ile İzmir hala romantik bir şehir. Sıcak yaz günlerinde denizden esen imbat serinletirken İzmirlileri; Çeşme'de batmakta olan akşam güneşinde yaşanan yaz aşkları bir şiir olur Necati Cumalı'nın dizelerinde.
"Aşkı şehirler yaratır,
Şehirler yaşatır diyorum
"Aşkı şehirler yaratır,
Şehirler yaşatır diyorum
Gün gelir aşklarıyla anılır
Şehirler anılırsa"
Bu haber 1788 defa okunmuştur.